Bu Blogda Ara

CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2018 Perşembe

CHP Solu, Solculuğu

Kapitalizmin yedek lastiği

Efendim, bunu iki açıdan değerlendirelim. Birincisi, hem SODEP’in kuruluş aşamasındaki, hem de Halkçı Parti’nin kuruluş aşamasındaki öncü fikirleri biliyorum. Bunlar soldan çok sağa yakın fikirlerdir. Fakat Türkiye’de liberal sağ olmadığı için bunlar sol gibi sunulmuştur. Yani efendim, düşünce özgürlüğünü Batı’daki bütün liberal partiler ister; istenmemesi ayıptır. Bizde, örneğin Doğru Yol Partisi’nin düşünce özgürlüğü istediğinden şüpheliyim. Onun için hiç DYP’ye önem vermiyorum. DYP’nin tutumunu, bir siyasî lideri yeniden itibarlı hale getirmek için yaptıkları manevralar olarak görüyorum ve “demokrasi savaşı” olarak görmüyorum. Bu çerçeve içinde, bu SHP içinde görev alan insanların bir kısmının solculukla ilgileri yoktur. Yani nedir solculuk? Kapitalist sömürüyü ortadan kaldırmak, kapitalist düzeni değiştirmektir. Böyle bir amaçları yoktur.

1985 yılında Saçak dergisinde yayımlanan, Halil Berktay'ın sorduğu Uğur Mumcu'nun sorduğu sol siyaset üzerine olan röportajdan bir bölüm. Röportajın başlığı 'Kemalizm ve Sosyalizm Aynı Denizlere Akan Nehirler Gibidir'. 

Günümüz solunun hem meclis de hem meclis dışında toplandığı tek örgütsel yapı CHP'dir. HDP diyemeceğim çünkü meclis'e girmeleri yada meclis dışında varolmaları bile CHP tarafından korunmaktadır.



Şuan ki CHP'nin öncesi.

1985 yılında Uğur Mumcu'nun ifade ettiği SODEP ile Halk partisi birleşerek SHP'yi oluşturmuşlardır. 1991 yılında SHP, HEP'in üyelerini terörist başı Abdullah Öcalan tarafından meclis'e sokup bir de HEP'in vekilleri Kürtçe yemin etmeye kalkınca meclisde büyük kavgalar çıkmıştı. Daha sonrasında SHP kongresinde de olaylar devam etmiş, ertesi yıl, 1992'de Deniz Baykal SHP'den gelenlerle birlikte CHP'yi tekrar kurarak 1995 yılında iktidar ortağı oldu. Deniz Baykal solu toparlamaya çalışırken aynı zamanda meclise terörist savunucularını vekil yaptıran SHP'yi de tarihte bırakmıştır.

1999'da CHP baraj atlı kalınca başkanlıktan istifa etmiş, ancak 2000'de tekrar başkanlığa geçmiştir. 2001 ekonomik krizi sonrası siyasi belirsizlik 2002'de erken seçime yol açmış, sol seçmen DSP'ye olan desteği CHP'ye yönelterek, DSP'yi baraj altı CHP'yi de ana muhalefet yapmıştır.

2003 yılında Irak tezkeresine karşı çıkarak sadece kendi partisini değil, tezkereye karşı AKP'lileri de örgütleyerek tezkerenin meclisten onay almasını engellemiştir. 2007 yılında yapılan Cumhuriyet yürüyüşlerine hem kendisi (izmir mitingi) hem de dönemin bir çok CHP şehir örgütlerinin katılmasını sağlamıştır.

2010 yılında bir internet sitesinde gizli kamera görüntüleri yayımlanınca başkanlıktan son kez istifa etmiştir.

Deniz Baykal'ın Türk solunu bir parti altında toplamaya ve sesini mecliste söylemeye çalışması ne olduğu bile bilinmeyen kamera görüntüleriyle son bulmuştur.

Aynı dönemde CHP içinde başka bir ad parlatılmaya çalışıyordu. TESEV'in kurucularından Kemal Kılıçdaroğlu.

2008 öncesinde de adı parlatılmaya çalışılsa da esas sesini AKP başkan yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile hayali ihracat tartışmasında duyurdu. Daha sonra AKP başkan yardımcısı belgeleri kabul ederek görevinden istifa etmiştir. Eylül olayında yaşanan bu tartışmadan bir kaç ay sonra
Kemal Kılıçdaroğlu bu kez AKP'nin en önemli adlarından olan Melih Gökçek ile ARENA programında tartıştırılmış ve kazanan yine Kemal Kılıçdaroğlu olmuştur. Bu kadar parlatıldıktan bir yıl sonra, Deniz Baykal'ın gizli kamera olayından sonra da CHP'nin başkanlığına getirilmiştir.

İlk açıklamalarından biri de yeni sol, yeni demokrasi anlayışı oldu. Çok geçmeden Y-CHP diye adlandırılan CHP, Deniz Baykal dönemi politikalarından vazgeçip, 20 küsür yıl önceki SHP anlayışına yönelmiştir.

Türkiye'nin bağımsızlığının duruşu olan bir çok politika ters yüz edilmiş, sözde ermeni soykırımı savulunur hale gelmiştir.

CHP'li Hüseyin Aygün

CHP'nin ermeni soykırımı propagandası 

Ermeni soykırımı var diyen bir Türkiye ermenisini milletvekili aday yapılışı

Türkiye cumhuriyetinin modern ve çağdaş bir toplum haline gelmesine köstek olmaya çalışan, Türk askerini, subayını öldüren ve Dersim harekatı sonrasında da vatana ihanetten asılan seyit rıza'yı savunan kişileri CHP'den milletvekili yapan CHP.

Türkiye'nin en önemli iki sorunundan biri olan kürtçü teröriste şehit diyen CHP milletvekili.


Tevhidi Tedrisat kanunu ile bütün halkın aynı temel eğitim almasını yok sayıp, kuran kurslarının her mahallede açılmasını sağlayacağız diyen yeni merkez kurulu üyesi Gürsel Tekin. 
Sosyal demokratlığı bile beceremeyip, kendilerini liberal demokrat ilan eden Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP. 
'Yalnız değiliz. Dünya, aşırıcıların, dar görüşlü popülistlerin ve diktatörlerin yükselişini izliyor. Bunların baskı derecelerinde önemli farklılıklar var ancak ortak yanları da bulunuyor. Diktatörler birbirlerinden öğreniyorlar. Demokrasilere karşı birlik oluyorlar. Ülkelerini mahvediyorlar ve insanlarını yurtdışında yaşamaya zorluyorlar.
'Liberal demokratlar buna nasıl yanıt vermeli? Dar görüşlü popülistlerin ve yeni kuşak diktatörlerin iktidarlarına karşı çıkmak için uluslararası çapta yeni araçlar geliştirmeli ve paylaşmalıyız.'


'Bizim siyasi mücadelemiz ülkemizde vatandaşlarımızın refahının artırılması ve demokrasimizin en ileri düzeye eriştirilmesi içindir. Biliyoruz ki Türkiye ’de demokrasinin karşı karşıya olduğu temel sorunlar bulunmaktadır. Günümüzde, bu sorunların özünde özgürlükçü (liberal) demokrasiye yönelik tehditler yatmaktadır.'


Kemal Kılıçdaroğlunun demokrasi hakkında söyledikleri yazının başında Uğur Mumcu'nun dediklerini teyit eder niteliktedir. Uğur Mumcu'nun değişiyle bunlar sol değil, sağcıdır. 

CHP'nin başkanlık seçiminde aday olarak çıkarttığı Muharrem İnce ve ekonomiye bakışı. 

Merkez bankasını bağımsızlaştıracağız. 

Halbuki bağımsızlaşması gereken Merkez bankası değil, Maliye bakanlığıdır. Kurumlar arasında bağımsızlaşma olursa demokrasiden söz edilebilinir.

Şöyle de sorulabilinir; Muharrem İnce merkez bankasını bağımsızlaştırırsa devletin para politikalarını nasıl yönlendirecek yada nasıl kontrol edecek? 
Çapsız CHP'nin çapsız başkan adayı.

'Sivin Örümceğin Ağında' kitabını okuyanlar Türkiye'de neler olup bittiği hakkında az çok bilgi sahibidir. TESEV gibi kuruluşlarla ülkeyi sivil toplum kuruluşlarıyla nasıl sarıp sarmaladıkları, partilerde ve dolayısıyla meclisde nasıl ses yükselttiklerini ve devletin politikalarını ve işlerini nasıl yönlendirmeye çalıştıklarını kitabı okuyan az çok görebilmektedir. Bütün bu olup bitenlere de solcular arasında ses yükselten yok denecek kadar azdır. 

TESEV başkanı Can Paker'in Soros desteğinin itirafı

Kurucusu olduğu TESEV'i savunan CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

2015 seçimleri.

2015 seçimlerinde 'Adalet, Özgürlük ve Kalkınma' vizyonuyla AKP'nin ardılı olan CHP.

'Adalet, Özgürlük ve Kalkınma' vizyon ile ilgili 2 hafta önce Adalet ve Kalkınma adlı yazıma bakabilirsiniz.

2015 seçimleri öncesinde CHP projesi. Merkez Türkiye.

2015 seçimleri öncesi ve sonrasında sadece günün gazete ve internet haber sitelerinde yer alan ancak Wikipedia'nın sadece İngilizcesine yerleştirilen Merkez Türkiye projesi. Wikipedia'nın ingilizcesinde yazılanlara bakılacak olursa Merkez Türkiye projesi, AKP'nin eski başbakanlarından Ahmet Davutoğlu'nun 'Stratejik Derinlik adlı kitabına dayandırılıyor. 

2000'lerin başında AKP'nin iktidara getirilmesi, ABD'nin önce Afganistan sonra Irak işgalleri sonrası ortaya atılan (öncesinde sadece bir proje olarak bahsedilen) BOP, 2015 yılında bu projenin çökmüş olmasına rağmen TESEV kurucusu ve CHP başkanı olarak daha da genişletilerek Türk insanının önüne koyuluyor. BOP'da sadece kuzey afrika ve ortadoğu varken, CHP'nin Merkez projesi ile birlikte bu sınırlar daha da genişletilip ortaasya'ya kadar uzanıyor.

Sonuç olarak Uğur Mumcu'nun 1985 yılında tespit ettiği günümüz Türkiye solunun tanımı; Yeni CHP Kapitalizmin yedek lastiği'dir. 

Kaynaklar

http://www.muasir.org/2016/09/27/mumcu-kemalizm-ve-sosyalizm/

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/11/141113_dersim_chp

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40527743

http://www.radikal.com.tr/politika/kilicdaroglunun-ozgurluk-acilimi-1012848/

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/chp-iktidarinda-ayni-sokakta-tiyatro-da-kuran-kursu-da-olacak-15656001

https://www.bloomberght.com/haberler/haber/2125591-chp-nin-cumhurbaskani-adayi-ince-haberturk-tv-de-sorulari-yanitladi

http://www.ilk-kursun.com/haber/249109/chpli-vekil-hendekleri-savundu-pkklilara-sehit-dedi/

merkez türkiye projesi https://en.wikipedia.org/wiki/Merkez_T%C3%BCrkiye

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/281193/CHP_sir_projesini_acikladi..._Merkez_Turkiye.html


24 Ağustos 2018 Cuma

Şehir Devleti Propagandası

Ümit Zileli 18 Ağustos'da 'Yaşasın Avrupa ile Barışıyoruz' bir yazı yazmış.

Yazıda alıntı yaptığı Avrupa Parlamentosunun Yunan milletvekili Georgios Karatzekis şöyle diyor. 




Türkiye, Avrupa Birliğine parça parça alınamaz mı?

Devam olarak da,

Türkiye'nin Avrupa'daki toprakları Anadolu'ya oranla daha gelişmiştir. Kriterler yerine getirilirse pilot proje olarak önce İstanbul ve Avrupa kıtasında bulunan bölümü üye yapma fikrine nasıl bakarsınız?

Aslında Yunan milletvekili söylediği şeyler yanlış değil. Söylediği şeyler zaten 'AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' ile ilgili bir konudur. AB, dağılan Yugoslavya'dan etnisite temelli kurulan devletleri şehir merkezli varsayıp, 'Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na uygun olarak içerisine almıştır. Lozan'ın, 'Sevr, Lozan'ın yerini almalıdır' diye tartışıldığı bir dönemde bir Yunan milletvekilinin bu sözleri çok da abest olmamalıdır. Zaten bu durum, AB'nin 'Yerel Yönetimler Özerklik Şartı', 1991 yılında 'özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır' diyerek 1991'de TBMM'de kabul edilip, 1993'de yürürlüğe sokulmuştur.

Ancak bu maddede görüldüğü gibi çekinceler vardır. Ki bu çekinceleri sadece Türkiye değil, Avrupa'nın bir çok ülkesi paylaşmıştır ve paylaşmaya da devam ediyor.

Düşmanı dışarıda aramaya gerek yok. Şehir devleti propagandasının yada söylemlerinin temeli olan Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 2002'den beri ülke yönetiminde olan AKP'nin tüzüğünde vardır. Ancak AKP geçen yıl yapılan tüzük değişikliğinde 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' ibaresi ekleyerek daha önceden tüzüğünde bahsettiği Yerel Yönetimler ile ilgili olan maddelerle zıtlaşmıştır.

Ülkenin bir diğer büyük partisi CHP ise son başkanlık seçiminden önce 'Namus borcumuzdur' diyerek Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndan koyulan çekincelerin kaldırılacağını söyleyerek seçim programına ortaya koymuştur.






Çok değil, 2 yıl önce bir CHP milletvekili çıkıp, şöyle demişti. 'İzmir Türkiye'den ayrılsın AB'ye girsin'.


Türk siyasetinin bir kaos haline geldiği 2015'e döndüğümüzde ise karşımıza CHP'nin 'Adalet, Özgürlük ve Kalkınma Vizyonu' çıkıyor.




Avrupa Birliği düşman olarak görülebilinir, ki ben öye görüyorum, ancak dışarıdaki düşman yerine içimizdeki düşmanlara odaklanılsa daha iyi olur.

Ekonomik krizde teslimiyet!



Sözcü 'Ekonomiyi şehir devletleri kurtarır' haberi 'Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' ile aynı anlama gelmektedir. 


Kaynaklar

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/umit-zileli/yasasin-ab-ile-barisiyoruz-2581231/

https://www.sabah.com.tr/gundem/2016/11/17/izmir-turkiyeden-ayrilsin-abye-girsin

http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/21364.pdf

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/983354/Kilicdaroglu__CHP_nin_secim_bildirgesini_acikladi__Namus_borcumuzdur.html

https://www.ulusal.com.tr/gundem/chp-secim-bildirgesini-acikladi-yerel-yonetimler-ozerklik-sartini-uygulamaya-koyacagiz-h202585.html

https://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/ekonomiyi-sehir-devletleri-kurtarir-1847301/




'Şehir Devleti Propagandası' ve 'Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' ile ilgili daha iyi bilgi edinmek isterseniz, bu kitabı edinin. 

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Adalet ve Kalkınma

Adalet ve Kalkınma Partisi mi, Projesi mi ?


Adalet ve Kalkınma dendiği zaman akla 2002'den beri iktidar olan AKP yada yandaşları tarafından söylenen Ak parti geliyor. Bunun böyle olması da gayet doğaldır, çünkü sabah akşam TV'lerde, radyolarda, internet üzerinde ki sosyal paylaşım sitelerinde propagandalarla ayaktalar.

Ancak bu 'Adalet ve Kalkınma' adı, 2001'de eski Refah Partililerin bulduğu bir ad değildir. Ad'ın geçmişi 1960'lara kadar dayanır. Adalet ve Kalkınma Partisi ilk kez 1967'de Fas'ta İslamcılar tarafından kurulur.

Belki de ad benzerliğidiri tesadüftür deyip, Fas Türkiye ilişkilerini geçelim.

Çünkü 2000 sonrası Türkiye'de bir politik hareket adlandırılan 'Adalet ve Kalkınma', aslında İngiltere'de bir proje olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde de hala devam etmektedir.

'Adalet ve Kalkınma' sözünün politikada yere edindiği en önemlis mecra, yol olan BOP, yani Büyük Ortadoğu Projesi denilen; Fas'dan Yemen'e, Yemen'den Suriye, Irak, İran ve Afganistan'a uzanan; bütün Kuzey Afrika ve Ortadoğu coğrafyasını politik olarak değiştirme projesidir.

Bu durumla ilgili olarak 2002'de iktidara gelen AKP, çok geçmeden, 2 yıl sonra BOP'un savunuculuğunu yapacaktır. 16 Şubat 2004'de Teke Tek programında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle diyecektir.

'Şu anda Amerika’nın da ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ var ya; ‘Genişletilmiş Ortadoğu’ yani, işte bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.'

Yine bir yıl sonra, 8 Haziran 2005'de, ABD’de düzenlediği basın toplantısında Recep Tayyip Erdoğan farklı sözcükler kullanarak aynı şeyleri söyleyecektir.

'Sea Island sürecinde Türkiye, İtalya ve Yemen Geniş Büyük Ortadoğu Projesi’nde bir görev üstlendik ve eşbakanlık bu üç ülkeye verildi.'

Not : Adlarını saydığı 3 ülke; Türkiye'de şuan ekonomi zor durumdadır. Dolar 6, Euro ise 7 liranın üzerindedir. İtalya'da ise 2009'da başlayan ekonomik kriz hala devam etmektedir. 5 yıldır İtalya'da yaşıdığımdan biliyorum, buradaki kriz Türkiye'ye benzemese de, iş bulmak, özellikle sigortalı iş bulmak, piyango'dan ikramiye kazanmaya benziyor. Son olarak Yemen ise Suudi Arabistan ile savaş halinde olup, ülkede sadece ekonomik sıkıntı değil, açlık ve salgın hastalık gibi sıkıntıları da vardır.

Politik anlamda içiçe geçmiş olan 'Adalet ve Kalkınma' ve BOP'un bir diğer özelliği de Ilımlı İslam söylemleri ve üzerindeki tartışmalardır.

1991 yılı yani Sovyetlerin dağılışına kadar Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da islami politik yapılanmalara 'Yeşil Kuşak' deniyordu. Sovyetlerin çökmesi, Yugoslavya öncülüğünde Bağlantısızlar Hareketinin gücü ve etkisinin yok denecek azalması sonucu ABD, tek kutuplu dünya düzenine geçiş politikalarını işte bu BOP, 'Adalet ve Kalkınma' ve Ilımlı İslam projeleriyle ortaya koydu.

Bu projeler kapsamında Ortadoğu ülkelerine Rol-Model yapılan AKP tarafından, Türkiye'de BOP, ABD, Batı karşıtı kim varsa, yapay olarak yaratılan Ergenekon örgütüne mensup denilerek hapse sokuldu. Siyasi parti başkanları ve üyeleri, üniversite rektörleri, dekanları, öğretim üyeleri, sivil toplum kuruluşu liderleri ve yönetici kadroları, Yargıtay mensupları, yazarlar, çizerler, emekli askerler ve hatta görevinde olan askerler dahil, 100'lerce hatta 1000'lerce insan sırf BOP, ABD ve Batı kapitalist-emperyalist yapı karşıtlığı yüzünden hapislere sokuldu. Bazıları ise; bütün bu yapılanlar karşısında ya intihar etti yada hastaneye götürülmediği için öldü.

İçiçe geçmiş olan BOP-Adalet ve Kalkınma projelerinin 2000 sonrası Türkiye yansıması böyle olurken, BOP projesi kapsamındaki ülkelerde  arap baharları yaşanmaya başladı. Mısır'da Hüsnü Mübarek BOP eşbaşkanlığını kabul etmediği için devrilip yerine gelen Mursi'nin partisinin adı 'Adalet ve Kalkınma' idi. Mursi'de bir kaç yıl sonra Erdoğan ile birlikte BOP'a karşı geldiği için askeri darbe ile yerinden edilip, bir süre sonra ömür boyu hapse mahkum edildi.

Yine aynı şekilde İtalya ve Türkiye ile BOP eşbaşkanlığı yapan Yemen'deki iktidarın adı 'Adalet ve Kalkınma' idi. Şuan ki durumu hakkında yukarıda az çok bilgi verdim.

Aynı yıllarda BOP kapsamına giren neredeyse bütün Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde birer tane 'Adalet ve Kalkınma' partisi kuruldu ve parti bayrağı sembolleri de ampul'dü. BOP'un, 'Adalet ve Kalkınma' ve Ilımlı İslam ile birlikte ortadoğu'yu ne hale getirdiğinin en güzel örneği Suriye'de iç savaşa sebep olan muhaliflerdir. Ki partilerinin adı da yine 'Adalet ve Kalkınma'dır.

Ancak 2013-2014 yıllarına geldiğimizde Büyük Ortadoğu Projeleri için Ergenekon ve Balyoz davalarında parmağı olan AKP'de bir değişim yaşanmaya başladı. Daha önce seçimlerde listelerinden milletvekili seçtirdiği bazı cemaat ve tarikatlar ile karşı karşıya geldi. En önemlisi ve en çok bağıranı, 15 Temmuz'da ortaya çıktı. Fethullahçılar!

2007'de AKP iktidarı ile işbirliği yapıp, milletvekili seçilen bazı cemaat ve tarikatlar şunlardı:

Fethullahçılar, Nakşibendiler (ve iskenderpaşa cemaati), Menzilciler, Kadiri Cemaati ve Süleymancılar.

Bu cemaat ve tarikatların bazıları şuan halen AKP ile işbirliği halindeler. Örneğin Fethullarçıların söylediği, bizi dinlemediniz bakın Menzilcilere kaldınız sözü AKP'nin halen cemaat ve tarikatlarla olan işbirliğine bir kanıttır. Ancak burada Nakşibendilerin bir kolu olan Menzilciler'in 2003 ırak tezkeresinde 'Hayır' oyu verdirdiğini de unutmayalım.

Günümüzde ise, son 3-4 yıldır, BOP savunuculuğu yapan AKP'nin bu emperyal projelerle karşı karşıya gelmiştir(2013-14 öncesi söylediği bir çok şeyle çelişmeye başlamıştır). Gerçeği partinin adı hala 'Adalet ve Kalkınma'dır ama 2000'lerde ki anlam ve öneminden bir hayli uzaktır. Bu uzaklaşma, zıtlaşma sonucu daha önce işbirliği yaptığı ABD ve Batı tarafından diktatörlükle suçlanmasına yol açmıştır.

Peki, ülkenin birlik ve bütünlüğüne tehlike arz eden bu projeler, AKP'nin bunları karşısına almış olmasıyla geçmiş midir ?

Şimdi AKP ile ilgili olmayan bir 'Adalet ve Kalkınma' vizyonunu (görünümü yadad görüntüsü) göstereceğim.

2015 Genel Seçimleri öncesi CHP'nin seçim vaatleri;


'Adalet, Özgürlük ve Kalkınma Vizyonu’

2018 Ağustos ayında AKP'nin BOP temelinde ABD, Batı karşıtlığı ülkenin politikalarını belirlese de; çok değil, bir kaç yıl öncesine kadar bir çok insanın ölümüne, işlerini, mevkilerini, toplum içindeki yerlerini kaybetmesine neden olan bu projelerin tehlikesi henüz geçmemiştir.


Son seçimde, Başkanlık seçimi, CHP'nin aday olarak gösterdiği Muharrem İnce ile birlikte, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetici kadroları ne yapacaklarının listesinde 'Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartını uygulamaya koyacağız.' dedi.

Bu 'Yerel Yönetimler Özerklik', yukarıdaki 'Adalet, Özgürlük ve Kalkınma Vizyonu’ndaki özgürlük'tür, yani bölünmedir, Türkiye'nin üniter yapıdan federal yapıya geçişidir. 

Tam da BOP'a uygun. 

Kaynaklar

https://ahmed-yilmaz.blogspot.com/2017/05/turkiye-ve-fasta-adalet-ve-kalknma.html

https://www.birgun.net/haber-detay/esbaskanlik-tan-kan-davasina-142283.html

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/208425/2015_Genel_Secimleri_oncesinde_CHP_nin_secim_vaatleri.html

http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/chpnin-secim-vaatleri

https://www.memri.org/reports/upcoming-elections-turkey-2-akps-political-power-base

https://ahmed-yilmaz.blogspot.com/2017/05/gaz-lambasyla-adalet-ve-kalknma.html

https://ahmed-yilmaz.blogspot.com/2017/05/turkiye-ve-fasta-adalet-ve-kalknma.html

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/983354/Kilicdaroglu__CHP_nin_secim_bildirgesini_acikladi__Namus_borcumuzdur.html