Bu Blogda Ara

13 Ocak 2026 Salı

Kürt Sorunu mu Kürdün Kendisini Mi Sorun?

Kürtler, büyük çoğunluğu şeyh-şıh müridi, ağa ya da aşiret üyesi Batı İrani bir topluluktur. Türkler ile ne ırki, ne dini ne sosyo-kültürel ne de sosyo-ekonomik anlamda benzerlik taşıyor. 

Kürtlerin önemli bir kısmı Türkiye'nin batı illerinde yaşıyor. Burada özellikle ekonomik durumu görece daha iyi olan Kürtlerin Batı’daki şehirlere yerleşmesinden söz ediyorum. Bu kitle genel olarak ne Batı’ya uyum sağlayabiliyor ne de geldikleri Doğu’daki kültürü sürdürebiliyor. 

Diyarbakır'da bir yıla yakın yaşadım. Mardin, Urfa gibi şehirleri de gördüm, gezdim. Hiçbirinde Batı’daki Kürtlerin sergilediği davranışlara şahit olmadım. Evet, Kürtler kadını ve erkeğiyle kaba davranabilmekte, topluluk içinde nasıl hareket edilmesi gerektiğini çoğu zaman bilmemektedir. Ancak Doğu’da insanlar birbirleriyle daha seviyeli ilişkiler kurarken, Batı’ya gelenlerde bu seviye büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır.

Kürtlerle ilgili genel şikayetler ise şöyledir; 

* Toplu taşıt araçlarında gürültü yapılması sıkça dile getirilen bir şikâyettir; üstelik bu uygunsuz davranış Doğu illerinde pek görülmemektedir.

* Kadın-erkek fark etmeksizin göz teması kurup uzun süre dik dik bakmaları da benzer bir rahatsızlık yaratmaktadır.

Ancak bu tür davranış sorunları dile getirildiğinde, çoğu zaman ırkçılıkla suçlanılmaktadır.

Her iki örneği de defalarca yaşadım. Benim gibi düşünen birçok insan, bu tür davranışlardan rahatsız oluyor. Ancak bu tür davranış sorunları dile getirildiğinde, kişi kolaylıkla ırkçı olmakla suçlanmaktadır. 

Sevan Nişanyan’ın bir videosu sosyal medyada belli aralıklarla dolaşıma girmektedir. Dedikleri aynen şöyle; 

'Ege'deki Kürt nüfusu %5 olmasına rağmen adli suçlardan yatanların yarısı Kürt. Bunlar çoğunlukla PKK sempatizanı olanlar.' 

Burada anlattıklarım, Kürtleri mahkûm etme amacı taşımamaktadır. Aksine, hem benim hem de birçok insanın hissettiği ve paylaştığı gündelik rahatsızlıkları aktarmayı amaçladım.

Asıl mesele, bu durumun bir kimlik sorunu mu olduğu, yoksa göçle birlikte yaşanan mekân değişimi ya da çözülmüş toplumsal bağların ürettiği bir sonuç mu olduğudur. Bu soruyu, bir sonraki yazımda sosyolojik bir çerçevede ele almaya çalışacağım.